20. yy’da ürettiği araçların potansiyel müşterisi de olan işçiler, fiyat (x) ve faydaya dayalı kitle pazarı (y) haline gelen elektrikli araçlara artık ulaşamayabilir.
Fordist üretim sistemin fikir babası olan Henry Ford’un 1908-1927 yılları arasındaki T Modeli otomobilini üreten işçiler, aynı zamanda araçların potansiyel müşterisi haline gelirken, bugün düşük karbonlu ekonomiye geçişin önemli simgelerinden biri olan elektrikli otomotiv endüstrisi, fiyat ve faydaya dayalı kitle pazarı politikasından dolayı işçiler için erişilebilir olmaktan uzaklaşabilir.

İklim değişikliğine ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak küresel çapta önemli bir ivme kazanan elektrikli araç üretimi, yıllardır dizel ve benzinli araç üreten firmaların da üretim bantlarında yenilikler yapmasını teşvik etti. Dünya otomotiv endüstrisinin en önemli aktörleri olan Avrupalı şirketler, küresel rekabete de bağlı olarak elektrikli araç konusunda yeni modellerini ortaya koymaya çalışıyor.
2017’den beri süregelen ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı, çip tedariği krizi, navlun fiyatlarındaki artışlar ve Kovid-19 krizinin getirdiği ekonomik belirsizliklere rağmen, düşük emisyonlu araçlar için hükümetlerin sağladığı teşvikler, elektrikli araç alımı konusunda önemli fırsatlar sağladı. 2021 sonu itibariyle, Avrupa’da elektrikli araç satışı 2,27 milyona ulaşırken, sektörün pazardaki payı %19’a erişti. Dizel araçların payı ise %21,7’de kaldı.

Ücretli Çalışanlar (z) için Elektrikli Araçlar Lüks Olacak
Küresel otomotiv üreticisi aktörlerin, üst segmentli elektrikli araç üretimi konusundaki rekabeti, ortalama ücretli çalışanların nitelikli elektrikli araçlara ulaşımını zorlaştırırken, otomotiv endüstrisinin daralan hacmi ve buna bağlı olarak oluşan toplu işten çıkarmalar, araç sahipliğini daha da zor hale getirecek. Küresel gelişmelerle dalgalanan akaryakıt fiyatları da orta ve düşük gelirli çalışanların dizel araçlara ulaşımı konusunda ayrı bir tehdit oluşturacak.
Satış fiyatlarındaki yüksekliğin, elektrikli araçların uygun fiyatlı ve kitlesel pazar dostu olduğu fikrini yerleştirme çabasına rağmen, orta segmentli elektrikli araçların menzil, hız ve kalite konusunda henüz hazır olmaması, büyük rakamlı satışlar konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Ayrıca üretim sürecinde gerekli akü ve hammadde kaynaklarının eksikliği, aniden oluşacak talep karşısında fiyatların artmasına da yol açabilir.
Elektrikli Araç Politikasının Siyasal ve Toplumsal Sonuçları Olabilir
Avrupa Birliği’nin (AB) 2016’da yayınladığı ‘Düşük Emisyonlu Hareketlilik için Avrupa Stratejisi’ ile ‘sıfır emisyonlu’ araçlara geçiş konusunda Avrupa’nın hızlandırılması, ulaşım için düşük emisyonlu alternatif enerjinin yaygınlaştırılmasının yanı sıra bu alandaki imalat ve hizmet sektörlerinde sıfır emisyonlu araçlara geçişi benimsiyor. Bu hedeflere rağmen, petrole ve doğalgaza bağlı olarak üretilen elektriğin Avrupa’da yüksek maliyeti, elektrikli araçların yayınlaşması konusunda bir soru işareti oluşturuyor. Ayrıca, gelecek 10 yıl içerisinde dizel araçların, Avrupa’daki şehir merkezlerinde yer almasının yasaklanması beklentisi de eşitlik konusunda önemli siyasal ve toplumsal sonuçlar doğurabilir.
